Montessori dışındaki eğitim felsefeleri

Feb 20, 2012 - 14 Yorum

Şu anda klasik eğitim sistemi dışında, Amerika’da en yaygın, Türkiye’de en revaçta olan eğitim felsefesi Montessori. Benim de çocuklarımı yuva ve anaokulu sürecinde gönderdiğim sistem. Gerçekten sevdiğim, inandığım ve de şansımıza uygun fiyata, gerçekten iyi öğretmenlerin olduğu bir okul bulabildiğim sistem. Fakat bu tek alternatif sistem değil. Bunun dışında ya araştırarak veya tesadüfen denk gelip öğrendiğim başka felsefeler de var. Bunların bir kısmı “Bak Montessori’de bu eksik, keşke bunu da verebilsem” dediğim özellikler. Bunları kısa kısa, kendi filtremden geçmiş hali ile sizlerle paylaşmak istiyorum.

Waldorf

Avusturya’lı bir filozofun başlattığı, sanata dayalı eğitim felsefesi. Montessori’den sonra en yaygın olmakla beraber, mevcut okul sayısı Montessori ile karşılaştırılamayacak kadar az. Montessori’de en fazla eksikliğini gördüğüm ve Waldorf’un zengince sunduğu imkan, eğitimin sanat ile içiçe girmiş olması. Montessori ile zıt felsefeler olarak lanse edilse de bence temelde aynılar. Sadece Waldorf eğitimi okuma, yazma gibi akademik kısmını mümkün olduğunca geçe bırakıp, çok yoğun ve saf bir şekilde sanata yönlendiriyor. Sanat dediğim, basmakalıp kes yapıştır işleri değil. En kaliteli boyalarla ve kağıtlarla, canlı renklerle resim, müzik, el sanatları. El sanatları genelde örgü ve tahta oymacılığı şeklinde uygulanıyor.Waldorf okulları sınıf dışı aktivitelere çok önem veriyor. Doğada oyun ve bahçecilik ön planda. Müzikte özellikle okul öncesi ve ilkokul döneminde blok flüt ön planda. Okul öncesi dönemde sadece doğal tahta, yün ve kumaştan oyuncaklar kullanılıyor. Montessori’den farklı olarak yün ve kumaşlarda canlı renkler kullanılıyor.

Daha ileri sınıflarda Waldorf’un en sevdiğim yönü dersleri ayrı ayrı değil bir bütünlük içinde işlemesi. Sanat, tarih, dil, matematik içiçe. Ayrıca öğretimde masallar, hikayeler ve mitoloji çok büyük bir yer tutuyor. Montessori felsefesi nasıl ünlü iş ve bilimadamları çıkarmakla övünüyorsa, Waldorf felsefesi de ünlü sanatçı çıkarmakla övünür.Çoğu Waldorf okulunda, veya Waldorf’u takip eden ailelerde televizyon hayattan tamamen çıkmıştır.

Waldorf ile okuduğum ve bence konu ile alakası olsun olmasın çocuk bekleyenlere ve çocuğu ufak olanlara okumasını tavsiye edeceğim kitap Siz çocuğunuzun ilk öğretmenisiniz adlı kitap. Bir de Gökkuşağı Köprüsünün Ötesinde adlı kitap var ki, henüz ben okumadım.

Reggio Emilia

Reggio Emilia, Montessori gibi İtalya kökenli bir felsefe. Montessori ve Waldorf gibi üzerine kitap okumuşluğum yok ama okul ararken araştırdığımda bende Montessori ve Waldorf’un karışımı bir felsefe izlenimi bıraktı. Reggio’da da hazırlanmış ortam ön planda. Hatta 3. öğretmen diye adlandırılıyor. Montessori gibi öğrencinin ilgi ve hızına ayarlanan bir müfredat söz konusu. Öğretmen daha aktif ve devamlı çocuğu gözlemleyip, gelişimi not ediyor. Dokumantasyon çok fazla. Çocuğun bakış açısı öğrenmenin nasıl yapılacağını dikte ediyor. Öğretmenin ana amacı çocuğun ilgisini uyandırmak, onu merak ederek öğrenmeye teşvik etmek. Reggio’da da Waldorf gibi sanat, hikayeler, mitoloji ve drama eğitimin bir parçası. Montessori’de aktivite veya iş dediğimiz süre, Reggio’da proje olarak şekil değiştiriyor ve daha uzun süreçli.

Bu da ilginizi çekebilir:  Çocuklar büyüklerini örnek alarak yetişiyorlarsa

Tools of the Mind

Tools of the Mind, Nurture Shock kitabını okurken denk geldiğim, Amerika’da da yeni yeni uygulanmaya başlanan okul öncesi bir eğitim felsefesi. Rus bir psikolog tarafından geliştirilmiş. Bu eğitim felsefesinin temel aracı planlı oyun. Amaçlanan sonuç ise çocuğun kendi kendine ve hatta grup içinde kendi kontrolünü sağlamayı ve uzun süre dikkatini odaklayabilmeyi öğrenmesi. Kendini kontrollü bir şekilde idare etmesi ve dikkatini odaklayabilmesi dedin mi, beni beynimin üzerindeki kırmızı hedef tahtasının en ortasından vurursun zaten. (Çocuklarımdan ziyade kendim için) Kitapta da vurgulanan aslında hayatta başarılı olan kişilerin, okulda akademik açıdan inekleyip devamlı 100, veya A veya 5 yıldız alanlar değil, hedefe planlı ve kontrollü yaklaşmayı bilip, o hedefe kitlenebilen yetişkinler olduğunu söylüyor. Hayattaki başarının da dikkatini toplayıp, hedefe odaklanma kabiliyeti olduğunun altını çiziyor.

Tools of the Mind’ın böyle kontrollü çocuklar yetiştirme sistemi de planlı oyun ile oluyor. Ortam Montessori, Waldorf veya Reggio gibi özel değil. “ToM” eğitimli öğretmenler her günün programı içinde belli bir oyun mizanseni sunuyorlar. Her çocuk önce bir karakter seçiyor. Sonra o karakter için neler yapacağına karar veriyor. Gerekirse yazıyorlar, yazamıyorlarsa çiziyorlar. Bu yaratıcı süreçte bir senaryo şekilleniyor. Bunların hepsine karar veren çocuklar buna göre hazırlanıp, giyinip, malzemeleri hazır ettikten sonra oyun başlıyor. Çocuklar, ki bunlar yuva ve ana okulu yaşındaki çocuklar, devamlı önceden kurgulayıp hazırlandıkları senaryoya göre kendi karakterlerini oynuyorlar. Bu oyun, öğretmenin müdahalesi olmadan 45 dk – 1 saat sürebiliyor. Öğretmen oyunda sadece bir aracı. Oyunlar gerçek hayatı yansıtabiliyor.

Oyun odaklı ve amacının çocuğa kendi kendine planlı ve kontrollü düşünmeyi ve davranmayı öğrettiği için bu sistemden öğrenilecek çok şey var.

Bu da ilginizi çekebilir:  Her çocuğun öğrenme zamanı ve hızı farklıdır

Çoklu Zeka Teorisi

Çoklu Zeka Teorisi, Howard Gardner isimli psikolog tarafından geliştirilmiş, her insanın beyninin farklı şekilde çalıştığını algıladığını savunan bir sistem. Bu teoriye göre şu andaki klasik eğitim sistemi bunun tamamen gözardı edip herkese aynı algı ve öğrenim kapasitesine sahip varsayımı ile yaklaştığı için tamamiyle yanlış. Ki bu doğru bir çıkarım. Dolayısı ile klasik sistemde başarısız olan çocuğun başarısızlığı zeka eksikliğinden değil, sistemin onun baskın zeka tiplerine uymamasından kaynaklanıyor. Çoklu zeka teorisi Türkiye’de bilinen bir teori ve internette ve basılı yayında birçok kaynak bulabilirsiniz. Hatta çoklu zeka kuramına dayalı okul öncesi döneme yönelik bir çok kitap mevcut.

Çoklu zekanın tespit ettiği zeka tipleri şunlar: Sözel, Matematiksel, Görsel, Müziksel, Bedensel, Kişilerarası, İçsel, Doğasal, Varoluşsal Zeka. Her kişinin meyilli olduğu zeka tipleri ve çekinik olduğu zeka tipleri farklı. Meyilli veya baskın olduğu zeka tipleri verimli şekilde kullanılıp, çekinik olan zeka tipleri de geliştirilirse yüksek başarı sağlanabilir. Veya tam aksine baskın olan zeka tipleri farkedilmez başıboş bırakılır, çekinik olan zeka tiplerinden eğitilmeden verim alınmaya çalışılırsa insan başarısızlığa mahkum edilebilir.

Summerhill

Summerhill, benim kabaca hatları ile anladığım kadarı ile eğitim felsefesi olmasından ziyade okul yönetim biçimi. Bir nevi eğitimsel demokrasi diyebiliriz. Hatta demokrasiden ziyade, bırakınız yapsınlar liberalizmi daya uygun bir tanımlama olur. A.S. Neill tarafından yazılmış Summerhill adlı kitap, başlıca kaynak olup, kütüphanemde acıklı gözlerle benim oku okumamı beklemektedir.

Bunları, ne güzel eğitim felsefeleri, tüh tüh uygun fiyata bunları uygulayan okul yok, diye yakınmak veya devlet okulları niye bunların yakınından uzağından geçmiyor diye dövünmek için yazmadım. Hatta tam aksine diyebilirim ama bu yazı gereğinden fazla uzadı, o kısmı yarına. Bütün bu yazdığım felsefeleri google.com da aratırsanız, Türkçe veya İngilizce kaynak bulabilirsiniz.

Yazdığım konularda eklemek istedikleriniz varsa lütfen yorum bırakın. Öne çıkan ve benim kaçırdığım başka felsefeler varsa bunları da paylaşabilirsiniz.

Diğer yazılarım:
Alternatif Eğitim Felsefeleri Üzerine
Çocuk ve dünya

 


Etiketler: , , , ,
Kategoriler: Eğitim

Benzer Yazılar:
  • Harfleri ve okumayı öğrenme
  • Her çocuğun öğrenme zamanı ve hızı farklıdır
  • Eğitici çizgi filmlerin çocuklar üzerindeki etkisi
  • Övgüsüz, takdirsiz ve teşviksiz bir dünya
  • Amerika ve Türkiye’de ilk ve orta öğrenim

  • «       |       »




    "Montessori dışındaki eğitim felsefeleri" için 14 Yorum yapılmış.

    1. Gülşah says:

      Bilgiye boğuldum..gluk gluk :))
      Tools of the mind daki ” hedefe sistemli ve planlı yaklaşım” bana zamanında kesinlikle öğretilmesi gereken bireşymiş.Hala şansım var sanırım.ilgili kitaplar varsa önerir misin? Çocuklarım olunca inşallah onların ihtiyaçlarını doğru anlayıp yönlendirebilirim.Çok güzel bir yazı.Teşekkürler.

      • Pratik Anne says:

        Gulsah Hanim, Benim arastirdigim kadari ile bu konuda piyasada kolayca bulunabilen, sadece bu konu uzerine yazilmis bir kitap mevcut degil.

    2. selcen says:

      Merhaba, sizi sürekli takip ediyorum yine çok güzel bir yazı..Ben de kızıma kreş araştırırken biraz araştırma ve düşünme olanağı bulmuştum ve Reggio ile Montessori hakkında bir yazı yazmıştım kendi kişisel düşüncelerim daha hakim olmuş gerçi yazıda :)
      http://acemianneselcen.blogspot.com/2011/09/montessori-mi-reggio-emilia-m.html
      Okuduğum tecrübelere dayanarak her çocuğun mutlu olduğu yaklaşımın farklı olduğuna inandım ben.

      • Pratik Anne says:

        Cok tesekkur ederim. Sizin yazinizi okudum. Benimki de kisisel gorus veya en begendigim yonler diyebiliriz. Kesinlikle her cocuga farkli bir yaklasimin uygun olduguna katiliyorum.

    3. manolya says:

      insan neyi nasıl seçeceğini şaşırıyor…

    4. yeliz says:

      Tools of the Mind… tam bana uygulanması gereken eğitim!

    5. Fatoş says:

      Çok güzel bir yazı/özet olmuş. Her sistemden alınabilecekler var aslında. Montessori benimde en bildiğim olsa da biraz daha sanata yönlendirici olmasını tercih ederdim.

      • Şule Şenol says:

        Waldorf ile Montessori arasında ben büyük farklar görüyorum. Birincisi Waldorf bulunduğu coğrafyanın, topluluğun kökleri, gelenekleri ile de yoğruluyor, “oyun, hayalgücü” herşeyin üstünde, akademik öğrenme okuma-yazma, sayılar çok daha geç öğreniliyor, bu da bence doğru çünkü çocuk oyunla, sanatla, el işleriyle, doğada ve doğayla birliktelikle yaratıcılığını geliştiriyor, bu da ruhsal, duygusal gelişimi için çok önemli. Waldorf okulları her ne kadar Montessori kadar yaygın olmasa da genelde lise sona kadar devam ediyor, ama Montessori okullarının özellikle lise düzeyi diğer okullardan pek farklı değil, daha doğrusu Montessori’ye belirli bir süre devam eden sonra başka bir okulda da eğitim görebiliyor, ya da okulsuz eğitim, Waldorf ise bence devam edilmesi gereken bir süreç. Bu konuda çok yazacak anlatacak şey var. Eğitim Sanatı Dostları Derneğinin web sitesinde Waldorf ile ilgili bilgileri bulabilirsiniz ve de tabii Alternatif Eğitim Derneğinin. Ben Montessori’ye maalesef epeyce eleştirel bakıyorum, onu da bir ara yazarım. Reggio Emilia ise bence okul öncesi için en uygun yaklaşım, çocuğa göre plan yapma, sanat çok önemli, fakat burada da bir bütünlük var çevre, Belediye…yani o bölgeye özgün bir sistem, aynısını uygulamak başka yerde mümkün değil. Sonuçta her yaklaşımın iyice incelenmesi lazım, okulunda olmasa bile aile içinde bazı uygulamalar gerçekleşebilir, tabii herşeyden önce ailenin içine sinmesi gerekir.

    6. Evren says:

      Tools of the Mind ile ilgili ben de yazacaktim, diger sirada bekleyen 1500 yaziyla birlikte 😛 Neyse, sen boyle hepsini bir toparlayip yazinca cok iyi olmus. Eline saglik! Aynen bende de ayni sorun, 80 tane farkli seyi ayni anda yapmaya calisip hicbirinden 1 arpa boyu yol gidemiyorum. Velhasili kelam, bana da lazimmis bu egitim felsefesi :)

      • Pratik Anne says:

        Ayni problem Evren, gercekten. Sanirim sayimiz oldukca fazla. Topluca soyle hipnotik veya gecmise donme yontemiyle bir beyin yikama falan mi yaptirsak? :)

    7. Güner says:

      Çok bilgilendirici bir yazıydı. Finlandiya eğitim sistemi de güzel. Acaba o hangi yöntemi kullanıyor?

    8. Deli Anne says:

      tam bu konuyla ilgili okumak ve yazmak isterken bu yazını buldum, eh geriden geriden anlamaya çalışıyorum pratik annem:)

    Trackbacks/Pingbacks

    1. Bir eğitim ütopyası | Pratik Anne
    2. Deli Anne » Başlasın Öğrenme Devrimi 7: Waldorf Eğitim Sistemi’nde Sevdiklerim, Düşündüklerim ve Çekincelerim
    3. Waldorf-Montessori-Reggio Emillia Eğitim Metodları | ONLINEANNE

    Bir Yorum Yazın

    designed by GeCe for personal use of Pratik Anne