Şafak Pavey, engelliler ve kadınlar

Nov 13, 2011 - 3 Yorum

Blogcu Anne, 3 Ekim’deki yazısında Emzirme Reformunun kapsamını genişleterek, Emzirme Reformu gönüllüleri olarak hareketi bir “Anne Dostu Toplum Platformu”na dönüştürmeyi hedeflediklerini yazmış ve Anne Dostu Toplum Manifestosunu oluşturmak üzere annelerden yazısındaki sorulara cevap vermelerini istemiş. Blogu olanlar, bloglarına yazdıkları yazının linkini Blogcu Anne’nin yazısına yorum olarak bırakabilir, olmayanlar da ister yazının altına yorum bırakabılır veya AnneDostuToplumPlatformu@gmail.com adresine gönderebilirler.

Konu çok derin ve geniş bir konu. Lafı uzatma potansiyeli çok yüksek bir anne blog yazarı oldugumdan kel alaka gibi gözüken bir yerden başlayıp, daldan dala atlayıp bir yazı serisi halinde soruların cevabına geleceğim.

Geçen salı günü CHP milletvekili Şafak Pavey‘in Chicago’da Northwestern Üniversitesinde bir konuşması vardı. Buradaki Türk -Amerikan derneğinin yöneticileri olarak biz de katıldık. Şafak Pavey’i ve hikayesini basından biliyorum. Seçimler esnasında Türkiye’de olduğum için aday olduğunu ve seçimleri kazandığını da biliyordum.

Önce şahsi fikirlerimden başlayayım. Zaten kadın milletvekili sayısı çok az, üstüne üstlük bence Şafak Pavey Türkiye millet meclisine 3 beden fazla büyük bir insan. İkincisi sözlükte “gözlerinin içi gülmek” deyiminin tanımının yanına Şafak Hanım’ın resmini koymaları lazım. Konuşmasında anlattığı tecrübelerine, kendi istemi dışında içine çekildiği polemiklere, kendine karşı alınan tavırlara bakıyorsunuz ve gözlerinin içinden saçılan sıcaklığa inanamıyorsunuz.

Şafak Hanım konuşmasında, Birleşmiş Milletler’de çalıştığı dönemden ortadoğuda engelliler, özellikle engelli kadınları ve tecrübelerini anlattı. Ortadoğu’da (Türkiye dahil), özellikle batıya kıyasla engellilerin hayattan kopuk olduklarını, sokakta çok fazla engelli göremediğimizi, iş ve normal hayata entegre olamadıklarını anlatırken kafamda kadınların da gitgide bu hale geldiğini, özellikle çocuk sahibi olan kadınların, resmen engelli muamelesi gördüğünü düşündüm. Hatta iş hayatında yeni evli ve çocuk sahibi olma potansiyeli kadınların da aynı muameleye maruz kaldıklarını düşündüm. Bunları düşünürken, soru cevap kısmında ön tarafta oturan bir erkek bir dinleyici buna benzer bir soru sordu; hamile kalan ve çocuk sahibi olan kadınlarında “geçici” süreyle (niye “geçici” ona da geleceğim) engelli varsayılabileceği ile ilgili bir soru yönelterek, ağzımdan lafı aldı resmen.

Bu da ilginizi çekebilir:  Chicago Turkish Festival

Konuşmanın bir yerinde bir devlet müessesesi olan Halkbank’ın son 7 senedir kanun tarafından öngörülen engelli işçi alımı kotasına uymak yerine ceza vermeyi tercih ettiğini duyunca şaşırdım desem yalan olur açıkçası.  Bu öyle gösteriyor ki toplum tamamen (fiziken sağlam) erkek tarafından egemen bir hal almış ve herkesin o formata uyması bekleniyor. Yani şöyle ki, fiziken sağlam olacaksın, erkek veya erkek gibi olacaksın, ve maskulin özellikler taşıyacaksın. Özellikle de toplumda sağlam bir yer edinmek istiyorsan.

Kadın olmanın tanımı ise gitgide değişiyor. Özellikle değişik medya kanalları tarafından empoze edilen karakterlere bakın. Ya sinik sönük, dizini kırmış evinin hizmetçisi olacaksın. Ya da ….. yazmayayım artık. İçim kaldırmıyor. Basının etkisi yok diyorlar ama külliyen yalan. Sadece Türk basınından da bahsetmiyorum. Amerika, Avrupa hepsi aynı … soyu. Kadın’ın tanımı ve tavsiri gittikçe çirkinleşiyor, ve bence bu gelen nesildeki kızlarımızın kendilerinden beklentisi ve erkeklerin kadınlara bakış açısından çok ama çok kötü bir gidişatı işaret ediyor.

Şimdi lafı aldım nerelere getirdim ama sözün özü “Kadın” olmanın değeri gitgide düşerken, zorlukları artarken ve resmen can güvenliği Allah’a kalmışken, anne kimliğinin de aynı düşüşten payını alması kaçınılmaz. Sokakta, işyerinde, restoranda, çarşıda, toplu taşımada kadın veya anne olmak ticari anlamda gelir vaadetmediği sürece topluma külfet gözüyle bakılıyor. Bir nevi engellilerin maruz kaldığı muamele gibi.Yavaş yavaş anne kimliğimizle günlük yaşamdan soyutlanır hale geliyoruz veya zorunda bırakılıyoruz.

Yukarıda “geçici” demiştim. Kadınlar da anne olduktan kısa bir süre sonra mecburen anne kimliklerinden sıyrılıp “erkekvari” kimliklerine geri dönerek, toplumun o biçilen formatına uyarak kabul gördükleri yere geri dönmeye çalışıyorlar. İşte burada feci bir kopukluk yaşanıyor. Ne kadın-anne tatmin oluyor, ne de çocuk. Ortada bu tatminsizlik ve suçluluk duygusundan karlı çıkan bir sektör var. Orası kesin. Fakat bu içinde bulunduğumuz feci bir kısır döngüye neden oluyor. Bu benim düşüncem. Hem çocuklarımıza iyi örnek olamıyoruz, hem de onlara onların kendi çocuklarını daha iyi koşullarda yetiştirebilecekleri bir gelecek bırakmak yerine tam aksi istikamete gidiyoruz. Erkek-egemen kimlik gücünü gittikçe artırıyor, yine çoğu erkekler tarafından yönetilen gelir merkezleri de ipi bir oraya bir buraya çekiyor.

Bu da ilginizi çekebilir:  Lohusalık mimi

(Giyim, kuşam, oyuncak, okul, eğitim ve eğlence sektörlerinin kadın ve erkek tanımını nasıl şekillendirdiklerini ve değiştirdikleri, bir blog yazısından çok daha derin bir platform gerektirdiği için hiç bulaşmıyorum. Yılbaşı yaklaşıyor, yavaş yavaş reklamlarda nasıl programlanmaya başladığınıza dikkat edin.)

Sayın Şafak Pavey, birinin konuşmasını alıp buraya getireceğini tahmin etmezdi eminim. Konuşmasından “Anne Dostu Toplum” (belki daha derinlerde “Kadın Dostu Toplum”) olmayı başarmak için alıp uyarlayabilinecek tek önemli nokta var ise o da “toplumda yapılması istenen iyileşmelerin sadece kanunların veya sadece toplum üyelerinin çabalarının tek başına yeterli olmayacağı“. Kanun bir hak tanıyorsa ama işveren o kanunu sallamıyorsa (Halkbank gibi) kaç kanun yazsan boş. Hem suçlu hem güçlü, ceza vermeyi tercih ediyor görüldüğü üzere.

Köklü değişimlerin tabandan gelmesi ve sonra kanunlarla desteklenmesi şart. Bu platformda da tabanı annelerin yetiştirmesi gerekiyor. On anneden ikisi anne dostu platform istikametine giderken, sekizi erkek-egemen toplum istikametini takip ediyorsa, anneler için, hele hele geleceğin anneleri için iş çok zor. Birilerinin de bunu başlatması gerekiyor. Anne dostu platform da, tabandan yayılacak bir fikir olarak herkesin destek vermesi gereken ve saadet zinciri gibi genişlemesi gereken bir fikir.

Yarın dünya üzerinde az sayıda kalmış ana-erkil toplumlardan biri üzerine yazılmış Kadın Krallığı kitabı ile devam edeceğim.

Dip not: Kırsal kesimde bu durum nasıl, bir uzmanın araştırması varsa cidden okumak isterim. Kadının varlık nedeninin çocuk doğurmak olarak algılandığı yerlerde kadın-anneler de aynı engelli muamelesine maruz kalıyor mu?

 


Etiketler: ,

Benzer Yazılar:
  • “Anne Dostu Toplum”dan ne anlıyorsunuz?
  • Kitap Değerlendirme – Kadın Krallığı

  • «       |       »




    "Şafak Pavey, engelliler ve kadınlar" için 3 Yorum yapılmış.

    1. bahar says:

      Şafak Pavey’i çocukluğumda tanımıştım o elim kazayla. O günün gazetesi bile hala arşivimdedir. Seçimi kazandıktan sonra kendisiyle de paylaştım bu durumu. Gerçekten meclise göre 3 değil 5 numara büyük bir insan. Çok azimli, çok kültürlü, inanılmaz yetenekli bir insan. Allah yolunu açık etsin.

    2. Blogcu Anne says:

      Şafak Pavey’i geçenlerde bir etkinlikte dinleme imkanı buldum ve ben de senin gibi çok etkilendim.

      Yazına tamamen katılıyorum.

    3. Gülşah says:

      Yazının içine daldım gittim.
      Konuya devam pratik anne…

    Bir Yorum Yazın

    designed by GeCe for personal use of Pratik Anne