Heyecanlı kişilik analizi

Jul 26, 2011 - 2 Yorum

Biraz kendimizden bahsedelim. Kendimden, eşimden, Kıpırcan’dan, Kımılnaz’dan. Hepimiz birbirimizden çok farklıyız. Kıpırcan eşime hem fiziken hem de huy olarak çok benziyor. O yüzden eşim Kıpırcan’ı benden daha rahat anlıyor. Kımılnaz hem fiziken hem de huy olarak bana benziyor. Biz de Kımılnaz ile birbirimizi kolay anlıyoruz. Farkederseniz bu yazının büyük bir kısmı Kıpırcan üzerine yoğunlaşmış durumda ve Kımılnaz’ın bahsi çok az geçiyor.

Kıpırcan zor bir çocuk değil. Allah’a şükür, gayet kolay bir bebek ve çocuk oldu hep. Zaten amacım Kıpırcan’ı değiştirmek de değil. Sadece frekanslarımız farklı megahertzlerde. Ben de onun dalgalarını yakalayıp onu daha iyi anlamaya ve hazırlıklı olmaya ve daha uygun tepkiler vermeye çalışıyorum.

Ana özellikler:

*Duyguları yoğun yaşamak: Kıpırcan doğduğundan beri duygularını yoğun yaşayan ve belli eden, sesli bir çocuk oldu. Karnı acıktığında memeyi 3 saniyede çıkarmazsam çığlık kopardı. Şu yaşında da acıktıysa hareketlerinden ve sesinden acıktığını çok net anlarsınız. Bebekken uyku vakti kaçtı mı kafayı sıyırırdı. Hala daha uykusunu tam alamadı mı başkalaşır. Kımılnaz da, yavrum ikinci çocuk, meme vakti geçer, sokaklarda kucaklarda uyur, öğle uykusu yalan olur; hiç gıkı çıkmaz.

Hayal kırıklıkları, kaybetme, üzülme çok acıklı ağlama sahnelerine yol açar. Kaybetmeyi sevmeyen bir çocuk. Kızdı mı gazbından kaçınmak lazım. Her ne kadar Kımılnaz’a nazaran daha kolay pazarlık edilebilir bir çocuk olsa da o üzülünce nasıl teskin edebilirim, kendi kendini nasıl teskin etmesine yardım edebilirim, en zorlandığım noktalar. Yaşı büyümesine rağmen bazen istediği olmayınca hala yana yana ağlar.

– Bendeniz çok yüzeysel biriyim sanırım. Yoğun duygu falan vurmam dışarı. Genelde dışavurumum çok konuşmak şeklinde gerçekleşir.

* Kafasına koyduğundan vazgeçmemek: Dediğim dedik Kıpırcan’ın kafasına koyduğunu şöyle özetleyebilirim. Birşey istiyorsa onu sayıklayarak uyur ve sabah kalkınca ilk sözü o olur. Hafızası acayip kuvvetli. Birşeyi istedi mi veya kafaya taktı mı onun olmayacağını sadece “hayır olmaz” diyerek geçiştiriyorsam ıı-ıııh. Haftalarca kafamın etini yer.

– Keşke kafasına koyduğunu yapabilen biri olsam. Ben gece ertesi gün yapmam gerekenleri unutmamak için kendime 100 kere takrarlayarak uyur ama sabah bir halkt hatırlamam. I-ııh. Aksine kafama birşey koyamayacak kadar da kararsızım.

* 5 duyusu hassas  olmak: Kıpırcan ufaklıktan beri fazla öptüren, canım cicim sarılan bir çocuk değil. Öpünce illa arkasından eliyle siler. Çok aşırı derece olmasa de giydiği kıyafetlerin, yattığı nevresimin dokusu onun için tercih meselesi. Bazı şeyleri giymez, bazı yastık kılıfı veya bataniyeyle yatmayı reddeder.Yemeklerin dokusu konusunda da yine hayatımızı engelleyecek kadar olmasa bile hassas. (Ek not: Bazı çocuklarda sese, ışığa, kalabalığa, giyecek dokularına ve yemeklerin dokularına karşı aşırı hassasiyet olabiliyormuş)

Bu da ilginizi çekebilir:  Sıradan bir gün - Akşam sefası

–  Gıcır gıcır eden ıslak naylon banyo lifi veya sünger hariç hiçbireye karşı hassas değilim. Kütük gibiyim alimallah. Bir tek kafam eskisi kadar gürültüyü kaldırmıyor.

* Algılarının açık olması: Kıpırcan’a birşey yapar mısın de. Sonra da o işin olmasını bekle. Anca beklersin. Çünkü Kıpırcan o işi yapılacağı yere gidene kadar 15 farklı şeye takılır, aklına başka birşey gelir, birine birşey sorar, gider birden yazı yazmaya başlar, kitap okur. En basitinden sabah üstünü değiştirme veya banyodan sonra giyinme hadisesi 15 saniyede 1 HADİ’yle çıkar. Etrafındaki herşey onun ilgisini başka bir tarafa çekebilir.

– Bu konuda ayni bana çekmiş. ADD anne. Aynı şeyi ben de yapıyorum. Malesef :)

* Değişiklere zor uyum göstermek: Kıpırcan’ın belli başlı özelliklerinden biri statükocu bir insan olması. Bunu ufaklığından beri biliyoruz, ona göre davranıyoruz. Günlük düzeni değiştirmek ön hazırlığa tabi. Sonbahardan kışa, kıştan ilk bahara geçerken kalın mont giyme, eski mont yerine yeni mont alma, yeni ayakkabı giyme dahi hazırlık gerektiren süreçler. Eğer hergün okuldan eve geliniyorsa, aklıma estiğimde yolda durup postaneye uğrayamam. Eğer ertesi gün birşey yapılacak denmişse sabah kalkıp hadi plan değişti diyemem. Bu yüzden kesin belli değilse çok sevdiği arkadaşlarının ziyaretleri, çok sevilen bir etkinliği 200% kesin olana kadar söyleyemem. Değişiklik olursa yaşanacak hayal kırıklığı gerçekten çok yoğun olur (bkz. 1. madde)
– Ben tam tersiyim. Keza Kımılnaz’da öyle. Plan yaparım ama değişikliğe anında adapte olurum.

Bonus özellikler:

*Günlük düzeni olmamak: Bu özellik Kıpırcan’da tam tersi. Maaşallah bebekliğinden beri düzeni belli, düzeni seven bir çocuktu.

* Çok hareketli olmak: Kıpırcan hem hem takma, hem gerçek adıyla (Burak) müsemma çok hareketli bir çocuk. “Ayakları kanatlım” diyorum ben ona. Ufaktan beri yerinde durmaz. Cengaver, çılgın veya cambaz bir çocuk değildir. Aksine çok temkinlidir. Yola fırlamaz, tırmanmaz, atlamaz, uçmaz. Ama yerinde duramaz. Bir yerde bekleyeceksek yerinde zıplar. Bugün sırtına plajda krem sürmek için önüme oturttum, kıpır kıpır hareket halindeydi durmadı. Bu benim açımdan hiç sakıncası olmayan bir durum. Ona göre gerekli alan ve hareket imkanı sağlıyoruz. Gerekli sınırları çizip, enerjisini harcamasını sağlıyoruz. Uzun yolculuklar öncesi koşturuyoruz. Okul sonrası spora götürüyoruz. Yazın durmaksızın hareket imkanı sağlayan kampa gönderiyoruz. Evimizi (Allaha şükür imanımız oldu da) ona göre aldık, kocaman koşabileceği bir oyun odası var. Ufakken zıplaması için güvenli bir trampleni vardı.

Bu da ilginizi çekebilir:  Asabileşen çocuğumla nasıl iletişim kurabilirim?

– Son zamanlarda farkettim ki ben de aynen böyleyim. Ufakken de böyleydim. İlkokulda ders sırasında yerimde duramaz dolaşırdım. En son projemde sabahtan akşama kadar müşterinin ofisinde toplantı odasında oturmaktan afakanlar bastı. 30 dakikada bir, bir tuvalete, bir kahve odasına gitmemden beraber çalıştığım arkadaşıma fenalık geldi herhalde. Evde çalışırken de arada bahçeye çıkıyorum, arada spor yapıyorum. Şimdi yaz geldi de hemen kendimi sokaklara atıyorum. Günde bir saat spor yapmadan bünyem rahatlayamıyor.

* Ilk tepkinin olumsuz olması:

  • Kıpırcan hava çok güzel dışarı çıkalım mı? Hayır.
  • Bak bu çok güzel bir yemek, dener misin? Hayır.
  • Sana birşeyler almak için dışarı çıkalım mı? Hayır. !!!!! Evet, evet.

Kıpırcan böyledir işte. Varsayılan cevabı “Hayır”. Ufaktan beri böyle. İstediği birşey olsa bile önce hayır der, sonra jetonu düşünce kabul eder.

– Ben hemen hayır demem, ama hemen evet de demem. Zamanla öğreniyor insan 😉

* Aksi ruh hali: Kıpırcan’ın sabah kalktığı zamanki halini Sabah şerifleriniz hayırlı olsun yazısında anlatmıştım.

– Ben uykumu aldığım sürece normalimdir. Bazen fazlasıyla mutlu ve olumluyumdur. Ancak uykusuz kalmışsam, lütfen temkinle yaklaşınız. :)

Önce çocuğumuzun, sonra kendimizin envanterini döktük. Analiz ettik, anladık, anlaştık. Bir sonraki yazıda antremanlara başlıyoruz. Önce heyecanlı çocuğumuzla nasıl olumlu iletişim halinde olacağımızı çalışıp, sonra ona evin dışında yoğun duyguları, açık algıları ve hassas duyuları ile nasıl ortam ayak uyduracağını gösteriyoruz.


Etiketler: ,

Benzer Yazılar:
  • Çocukları cesaretlendirme ve teşvik etme
  • Koş, hopla, zıpla
  • Uyum sağlamak ve yeniliklere açık olmak
  • Dikkat eksikliği ve algı hassasiyeti
  • Hassas çocuklara anlayışla yaklaşmak

  • «       |       »




    "Heyecanlı kişilik analizi" için 2 Yorum yapılmış.

    1. bilge says:

      Valla yazıyı okurken acaba benim büyük kızımımı anlatıyor dedim. İlk çocuklar mı böyle oluyor ki? Benim büyük kızımın evdeki adı “statükocu-hayırcı Begüm” :)

    Bir Yorum Yazın

    designed by GeCe for personal use of Pratik Anne