Hasat 2011

Aug 28, 2011 - 7 Yorum


Bu sene bahçemde sebze yetiştirmemin dördüncü yılı. Her sene büyük bir şevkle ve biraz yorularak baktığım bahçemin mahsüllerini yemek, ailemle tadına varmak benim için gerçekten büyük bir zevk. Sadece kendi bahçemde tohumundan, toprağına kadar ne olduğunu bildiğim organik sebze yemekle kalmıyor, çocuklarla beraber bir tane sebzenin yetişmesi için ne kadar emek ve ne kadar özveri gerekiyor onu öğreniyoruz. Oğluşumun “anne salatalık ne taze değil mi?, en tazesi bu”, demesi her türlü emeğe ve yorgunluğa değiyor. Onlar için de bahçede yetişenlerle yapılan yemekler daha bir kıymetli, lezzetli.

Bence tarımsal ürünler alan satan ve bu işin ticaret kısmıyla uğraşan herkesin en ufağından bir bahçe, balkonda üç beş saksı fide yetiştirmesi gerek. Bence bu zorunluluk olmalı. Bir tohumun fide olabilmesi için ne kadar emek gerektiği, o fidenin düzgün büyümesi için uygun koşuları sağlamanın ne zor olduğunu, son yıllarda sağı solu hiç belli olmayan hava koşullarına nasıl bağlı olunduğunu, yağmursuz bir hafta, veya çok aşırı yağmurlu iki günün bütün mevsim emeğini tarımar edeceğini çifçinin sırtında kambur olan herkes şahsen tecrübe etmeli. Fasülye ve salatalık dallarının nası aklı varmışçasına tutuna tutuna tırmandığını; salatalığın, körpelerini kuşlar yemesin diye nasıl yaprakları ile sakladığını; mısırın tanelerinin olması için tepesindeki püsküller ile birbirlerini nasıl tohumladıklarını  öğrenmeli.

Organik tohumdan, sentetik gübresiz, ilaçsız, katkısız toprakta yetişen sebze ve meyvenin, içinde ve dışında ne olduğu belli olmayan, daha ham iken dalından koparılıp, çeşitli gazlarla yolda “olgunlaşmış gibi olan” sebze ve meyveden nasıl farklı koktuğunu ve tat verdiğini birinci elden görmeli .
Bu sene şehrimize çok sık, çok aşırı yağmurlar yağdı. Bu yüzden mahsül çok geç olgunlaştı. Buna da şükür. Kabaklar kocaman. Fasülye+patlıcan+kabak üçlüsü ile bu sene türlüye doyduk resmen. Domateslerin bir kısmını dün akşam, bahçeden topladığım fesleğenlerle makarnaya sos yaptık. Fasülyelerin bır kısmı etli pişti. Geri kalanını 5 dakika kaynar suya attım. Çıkarıp kurutup, naylon poşetlerde buzluğa attım. Kışa hazırlık.

Bu da ilginizi çekebilir:  Çiçek ve sebze bahçem 2011

Etiketler:
Kategoriler: Bahçe

Benzer Yazılar:
  • Dev ayçiçekleri ve havuç
  • Sebze bahçesi 2012 – Hasat
  • Bahçeye hazır çim nasıl döşenir?
  • Bahçemizin çimleri yabancı otlara yenik düşünce
  • Deli dolu

  • «       |       »




    "Hasat 2011" için 7 Yorum yapılmış.

    1. Elif Ayvaz says:

      Sebze meyveyi kendin yetiştirmek bambaşka bir şey. Hem pazar alışverişinize destek hem de organik. :))

      Benim annem de yapıyor bahçe. Her gün topluyor, taze taze yiyoruz. Meyve ağaçlarımız da var. Mesela eriğe para verdiğimizi hiç hatırlamam ya da armuda, ayvaya, duta.

      • Pratik Anne says:

        Oh Maasallah! Allah bereketini artirsin. Meyve isi biraz daha yer gerektiriyor. Cunku cogu meyve (cilek, karpuz ve yaban mersini gibileri haric) agacta yetisiyor. Bizim bahcede agaca yer olsa mutlaka bir kara incir ve bir bursa’min seftalisinden dikerdim. Digerlerini denedim ama malesef cilekte cok basarili olamadim. Karpuz cok yer tutuyor, sarmasik gibi. Yaban mersini de bu sene nedense meyve vermedi. Bakalim, kismet, seneye.

    2. crocus says:

      taze sebze yemenin kıymetini,önemini şimdi anlıyorum. Şehirden yaşamından sonra yazın kısa süreli de olsa köye gitmek ayrı zevk bizim için artık.

    3. YemekAtlasi says:

      Çok özendim çook! Taze taze, mis gibi, hormonsuz. Benim de hayalimdir, bahçeli bir evim olsun, bahçesinden topladığım sebzelerle yemeklerimi yapayım.
      Sevgiler,
      Gökçe

    4. sudasim says:

      bu sene bahçeli bir evde yaşamaya başladık.güzellikleride var zahmet ve sıkıntılarıda…üç yaş iki aylık bir oğlum var….birlikte sebze fideleri ve tohumları ektik onlardaki değişim ve gelişmeyi birlikte izlemek çok heyecan vericiydi…mesela olgunlaştıktan sonra dalından koparıp koklaya koklaya domates yemek çok güzeldi : )
      ekim 2010 dan öncesine kadar ankarada apartman dairesinde sürdürdüğümüz hayatımız izmir-urlaya taşındıktan sonra değişti(çok zorluklar çektik heleki yanlızlık en zoruydu)…
      tum sebze ve meyvelere ulaştığımız yer marketler yada semt pazarları idi.malum buyuk şehir hayatı işte : )
      Allaha şükürler olsun şuanda küçük bahçemizde kendi kendimize oyalanıyoruz,çamurdan ekmekler yapıp çamurdan yaptığımız fırınlarda pişiriyoruz.(birinci örneğimiz)madalyonun öbür yuzu …çevremizde oğlum için oyun arkadaşımız malesef yok (buda ikinci örneğimiz ) örnekler çoğaltılabilir…Allah herkese yerinde yurdunda sevdikleriyle birlikte hayırlı ömürler nasip etsin…mutlu bayramlar…

    5. irem says:

      cok guzel bir yazi.

    6. Berceste says:

      Oh mis!

      En guzeli de minnaklarin farkindaliklari.

      Eller dert gormesin!

    Bir Yorum Yazın

    designed by GeCe for personal use of Pratik Anne