İçimizdeki Çocuk

Jan 19, 2011 - 2 Yorum

“Bebekler gibi uyumak” gibi tamamen yanlış şekilde kullanıldığını düşündüğüm tabirden sonra bugün “içimizdeki çocuğa” değinmek istiyorum.

Muhtemelen yaramaz, kendini doğru düzgün ifade edemeyen, bu yüzden sinir krizine giren, herşeye hayır diyen, ama hayır veya yapma kelimelerini kabul etmeyen, paylaşmayan veya istediği yapılmadığında kendini yere atıp ağlayan birinden bahsetmiyoruz.

Benim içindeki çocuk nasıl birşey bilmiyorum çünkü hafızam felaket ve çocukluğumu bırakın, ortaokul lise hayatımı bile zor hatırlıyorum. Benim içimde olan kişi yaklaşık 23 yaşlarında, aklı beş karış havada ile hiperaktif ve dikkat eksikliği arasında gidip gelen, öğrenme merakı (veya açlığı) azalacağına artan, paylaşma hastası, gitgide içedönük sosyal bir kişi haline gelen, ve en çok çocukları ile gezip, resim ve elişi yapmayı sevdiğini keşfeden biri.

Gel gör, son zamanlarda, aslında 23 ile 33 arasında birçok şeyi de kaybettiğimi farkettim. Özellikle yaratıcılığımı. Eskiden ne kadar yaratıcı olduğumu idrak etmek ve artık birşeylerden ilham almadan yeni birşey yaratamadığımı görmek çok üzücü.

Çocuklarıma bakıyorum. O kadar büyük potansiyel var ki içlerinde. Herşey olabilirler.

  • Yaratıcı
  • Oyuncu
  • Heyecanlı
  • Dediğim dedik
  • Hareketli ve enerji dolu
  • İnanılmaz meraklı
  • Hırslı (özellikle oğlum için)
  • Birşeyi becerene kadar sabırla deneyen
  • Saf ve düz mantıklı, (özü sözü bir)
  • Bağımsız
  • Sanatkar (sanatsal)

Bu özellikler ebeveyn olarak bazen idare etmesi zor olsa da çocuklarımın bunları yitirmelerini hiç istemiyorum. Şu anda bu özellikleri beslemesi çok kolay. Ancak dengelemesi çok zor. Mesela hep “en” olmak ve kazanmak isteyen oğlumun bu dürtüsünü tamamen yoketmeden kazanamayınca üzülmeyeceği bir noktaya getirmek. Veya çocuklarımın kafalarına koydukları şeyi yapma isteğini tamamen ezmeden yapmak istediklerinin uygunluğu konusunda yön göstermek. Bir trapezci gibi o ipin üzerinde kimse düşmeden yürüyebilmeye benziyor.

Bu da ilginizi çekebilir:  Kitap Değerlendirme: Freud'a ne yaptık da çocuklarımız böyle oldu?

Sizce içimizdeki çocuğu geri getirmek mi daha kolay, çocuğumuzun içindeki çocuğu yoketmeden onu büyütmeye çalışmak mı?

Ben cevabı bilmiyorum.

Benim anne olarak hedefim ikinci seçeneği becermek. Umarım zamanla sistemin çarkları arasında, günlük hengamede, fani hedefler peşinde anne olarak bu hedefimi kaybetmem ve hatta kendi kanatları ile uçmaya devam ettikleri zaman bunu unutmamaları için (annelerin asli vazifeleri arasında olan) dürtelemeyi unutmam. Çocuklarım 3 , 13 , 23 , 33, 43….. yaşlarında da istedikleri olabilecekleri ve istediklerini yapabilecekleri o kapasiteyi içlerinde taşırlar.

Siz içinizdeki çocuğun hangi özelliklerini geri isterdiniz? Kendi çocuğunuzun hangi özelliklerini kıskanıyorsunuz?

Bu yazı, dedesine “Dede, ben çok sağlıklı yiyeceğim, spor, yoga yapacağım. Hiç yaşlanmayacağım. Hep genç kalacağım. ” diyen oğluşuma armağan olsun.


Etiketler: , ,
Kategoriler: Disiplin, Eğitim

Benzer Yazılar:
  • Övgü, takdir ve "Aferin"
  • Örnek davranış kitapları – Sakinleşme, paylaşma ve sabır
  • Kardeşler arası iletişim
  • Televizyon yoksa, iPad ile oynasınlar
  • Eğitici çizgi filmlerin çocuklar üzerindeki etkisi

  • «       |       »




    "İçimizdeki Çocuk" için 2 Yorum yapılmış.

    1. eylemyiğit says:

      Pratikanne,şu sıralar ben de böyle şeyler düşünüyorum.kenidimi onun yerine koymaya ve çocukluğumu hatırlamaya çalışıyorum.O zaman isyankarlıkları,isteklerindeki ısrarcılığı daha farklı gözüküyor gözüme.Ama bir de hayatın gerçekleri var.İşte onları hayata hazırlarken,kişiliklerini ve güvenlerini örselememeyi becerebilmek istiyorum.

    2. ayse says:

      burcu

      bu bir yorum değil.. senin blogunda artık yazılar eksik çıkıyor son kelimelerin son 2-3 harfi görünmüyor bilgine..

    Bir Yorum Yazın

    designed by GeCe for personal use of Pratik Anne