Anne ve babamın izinde

Mar 29, 2010 - 4 Yorum

Çocuklar büyüdükçe hep kendimi annemle (ve babamla) karşılaştiriyorum. Sanırım ilerisi için bu daha da çok geçerli olacak. Hatırlayabildiğim zamanlardan itibaren kendi çocukluğumu, annemi, ninemi, anneannemi, dedemi.. bize bakan, bizi yetiştiren herkesi düşünüyorum. Neler yaptılar veya yapmadılar da biz (ben ve kardeşim) böyle hem ailemize hem kendimize iyi insanlar olduk (hiç tevazum yoktur, rica ederim).

Bu aralar aklıma gelen bazı şeyler ise kendi kendime acaba ben bunları yapabilir mıyım diye kendimde şüphe ettiğim tecrübeler. Annemlerin ufak yaşlardan itibaren bize tanıdığı özgürlükler ve imkanlar. Kendime not olarak aşağıda listeleyeyim. Bakalım ben bunları yapabilecek kadar cesur olacak mıyım?

1. Okuduğum ilkokuldan dolayı benim öyle “bütün gün sokaktaydık, hava kararınca eve girerdik” dediğim bir çocukluğum olmadı. 9-5 arası okuldaydık ve eve gelince de yapılacak bir sürü ödev olurdu. Ama yine de bakkala alışverişe gittiğimi, giderken koskoca bir yolu karşıdan karşıya geçmek zorunda olduğumu hatırlıyorum. Bir de o büyük yolun öbür tarafında oyun parkına giderdim. Evden gözükmezdi. Tırmanma demirlerinde tepetaklak asılmak en büyük zevkimdi.

2. Biz çok ufakken her yaz çadırla kamp yapardık. Şu anda çadırla kamp yap deseler o bile kendi halinde çok cazip gelmemekle beraber, iki ufak çocukla gözüm yer mi hiç emin değilim. Hatırladığım zamanlardan çok eğlendiğim ama yemeklerden sonra bulaşıkları yıkamaktan nefret ettiğim kalmış bende. Bir de kanvas tenteyle çimlerin karışık kokusu.

3. Ben kayağı 4. sınıfta Uludağ’da bir hafta DSİ kampına gittiğimde öğrenmiştim. Bir hafta, tek başıma, dağ başında!!!. Kardeşim ben de kamptayım diye 1. sınıfta başladı kampa. Her sene giderdik o kampa.
Geçen haftalarda kayağa gittik ve Kıpırcan’a kayak öğrettim. Hoş daha 4.5 yaşında ama acaba 4. sınıfa geldiğinde oğlusu kendi başına böyle kampa yollayabilir miyim acaba diye düşündüm. Burada da ilkokulda yaz kampları falan var aslında. Belki de yollarım.

4. 5. sınıftan itibaren gitmeye başladığımız yazlıkta bütün gün sokaktaydık. Site içindeydik ama yine de kocaman siteydi. Bir tarafı orman, bir tarafı deniz. Kapı önünde de değil ki arada çıkıp göz atasın. Benim gece iznim genele göre daha kısaydı (ve bu konuda çok şikayet ederdim) ama şimdi – bir anne olarak – düşünüyorum da, iyi sokaklarda sürtüyormuşum. 🙂

5. Son olarak belki kendi gençliğimizde gayet doğal gelen bir noktayı ufak bir farkla vurgulamak istiyorum. Ortaokul ve lisede doğal olarak okula kendimiz gider gelir, okuldan sonra sokaklarda takılır, derse, kursa, dersahaneye taşınır bütün günümüzü sokaklarda tek başımıza geçirirdik…

eeee???….

….ama cep telefonu yoktu. 😉


Etiketler: ,
Kategoriler: Eğitim

«       |       »




"Anne ve babamın izinde" için 4 Yorum yapılmış.

  1. Açalya says:

    Gerçekten de öyleydi, bir rahatlık vardı ama kontrolü de hissederdik. Bu otokontrolü yarattı demek ki. Ben ilkokul 5. sınıftan başlayarak her tatilde İzmir'den şehirlerarası otobüse bindirilir, tek başıma yolculuk yapardım Bursa'ya. Oradaki terminalden gideceğim ilçeye otobüs biletini kendim alır, otobüsü bankta bekler, biner giderdim. 10 yaşımdan beri bu şekilde yolların ve terminallerin fatihi olmuştum. Daha da küçükken de hava kararmadan sokaktan eve girmezdim (evet ben o çocuklardan biriydim). Asker kökenli bir ailede yetiştim ama bize gösterilen o kontrol, disiplin hep dolaylı oldu. Baskı hiç hissettirilmedi. Aslanlar gibi yetiştik. Dünyanın öbür ucuna bu kadar kolay gidebilmem, heryere ertesi günü uyum göstermem, zırıl zırıl annemi ve babamı özleyip durmamam falan hep bunlar bu çocukluktan gelen eğitimin sonuçları.
    Şimdi anne ve babamın bana gösterdiği bu tolerans, bu rahatlığı, bu kadar küçük yaşta verilen bu özgüveni aynı onlar gibi nasıl vereceğimin derdine düştüm doğum yaptığım an. "İhmal etmeden ve kontrolü çok hissettirmeden elinde tutmak." Bunu başarmış olan anne babam gibi bir ebeveyn olabilecek miyim ben acaba?
    Geçen GPS muhabbeti yapıyorduk Tammo'yla, işte Dante'ye cep telefonu, GPS bilmem ne alır mıyız falan filan…hani şu nerede olduğunu bize göstersin de aman diyeyim türünden aletlerden bahsediyorduk…Tammo esprisini yapıyordu, "Dante'nin derisinin altına bir çip yerleştirmeliyiz, nerede olduğunu görürürüz, çok uzaklaşırsa zap yaparız falan filan…valla o dalga geçiyordu ama bunun hayali bile benim içimi ısıttı :o))) kendimi böyle hayallere kaptırınca çimdirmem gerek.

  2. Kaymaçina says:

    ya bak şimdi beni de bir düşünce aldı 🙂

  3. Açalya says:

    amma yazmisim ha! konusmayi sevmiyom kardesim, bana yaz de canimi ye!

  4. Crebro says:

    Ben ilkokul birinci sınıftan itibaren eve yürüyerek gelir her gün tehlikeli kocaman bir cadde geçerdim. Eve geldiğimde kimse olmazdı kendime yemek ısıtır ya da yiyecek birşeyler hazırlardım. Annem babam dönmeden ödevlerimi bitirirdim. Her yaz izci kampına giderdim onbeş gün tek başıma. Daha ilk okuldan itibaren neredeyse her konuda kendi sorumluluğumu üstlenmiştim. Bazen annesi çalışmayan çocukların evine gittiğimde, anneleri onları kapıda karşılayınca bize güzel yiyecekler hazırlayınca çok üzülürdüm. Kendi ayaklarımın üzerinde durabildiğim için daha onsekiz yaşımda sırtıma çantamı aldığım gibi İngiltere'ye tek başıma okumaya gittim. Hem de hiç aile desteği almadan. Ama bütün bu özgürlük bizim aile bağlarımız çok zayıflattı. Annem en çok yardıma ihtiyacım olduğu zamanlarda bile yanımda olmadı. Bu nedenle kendi çocuğumu büyütürken en çok dikkat ettiğim şey, yanında olmaya çalışmak. Ona yaşıyla ilgili sorumluluklar vereceğim ama bu sorumlulukların altından kalkabiliyor diye yine de yardıma ihtiyaç duyabileceğini göz ardı etmeyeceğim.

Bir Yorum Yazın