Ailede ahlak eğitimi ve çocuklarımızın geleceği

Jun 04, 2009 - 5 Yorum


Hergün gazetelerde okuduğumuz ve televizyonda ve internette gördüğümüz akıl almaz derecede ve sanki her seferinde bir önceki günkü olayları bile gölgece bırakırcasına cani, vahşi ve sapık olayların haberlerini okudukça hem içime afakanlar basıyor hem de gelecek hakkında ciddi kaygılara dalıyorum.

Herkes gibi benim de bu konuda bir fikrim var. Sebebi üzerine fikrim olduğu gibi çözümü için de bir fikrim var tabi. Blogum olduğuna göre bunu paylaşmak için en güzel ortam. Çünkü blogumun konusu ile yakından ilgili.

Etrafımızdaki insanlardan ve de haber edinme işlemini inanılmaz hızlı kılan televizyon, gazete ve internet gibi araçlardan gördüğümüz tüm toplumlar ahlaksal olarak inanılmaz bir çöküş içinde. “Daha evvel yok muydu bunlar? Vardı ama haberimiz yoktu.” diyoruz. Halbuki bence bu tür davanışlar ne bu kadar çoktu ve de ne bu kadar açık ve ortadaydı.

Bütün bunların çok klişe ve çok basit bir sebebi var. Eski ve doğru bildiğimiz ahlaki değerleri yokolması ve onların yerini çok farklı ve bence aslında olmaması gereken ahlak değerlerinin alması. Ahlakın basit tanımına bakarsak zaten aslında olayın tamamen “İNSANLARIN DOĞRU İLE YANLIŞI AYIRDEDEMEMESİ” veya “YANLIŞ OLARAK BİLDİĞİMİZ ŞEYLERİN ARTIK NORMAL VEYA DOPRU OLARAK KANIKSANMASI”.

İnsan çocuğu olunca eğitim öğretim olayına derin dalıyor malum. Hem okuduklarımdan hem de kendi çocukluğumu ve gençliğimi düşününce Ahlaki değerler ilk yaşlarda ve hatta daha kesin belirlemek gerekirse ilk 6 yılda anne babadan öğreniliyor. Sonra okula başlayınca çevre, öğretmen, okul, arkadaşlar falan denkleme katılıyor.

Kendi çocukluğunuzu ve gençliğinizi düşünün, hata yapmanın kıyısındayken yapmadıysanız neden yapmadınız, ne korkuttu sizi ve durdurdu? Anne-baba korkusu mu; insan sevgisi ve saygısı mı; Allah sevgisi veya korkusu mu; etraftan ne derler endişesi mi? Veya yapılmaması gereken ne gibi hatalar yaptınız da o hataları yaparken kimse sizi durduramadı. Neden o kadar rahattınız?

Öyle bir çıkmazdayız ki, çocuklara “doğru ve yanlış nedir” haricinde herşeyi öğretmeye çalışıyoruz. Okuma, yazma, matematik, fen, yabancı diller ve din (şeklen) gırla ama ahlakla ilgili hiçbirşey vermiyor kimse çocuğuna. Peki çocuklar öğrenmiyor mu? Aksine çok güzel öğreniyorlar. Annenin babanın ailenin vermediğinin boşluğunu televizyon, bilgisayar oyunları, filmler, ortamlarda geçen konuşmalar, sokakta görülenler dolduruyor. Böylece annenin babanın vermediği ahlaki değerler, başka yanlışlarla yerleşiyor. Okul öncesi dönemde verilmesi gereken değerler çok da kuvvetli olmazsa o zaman ileride çocuğun çevresinden, okuldan, internetten vs gördükleri ile daha evvel “normal olarak kanıksadıkları” bir sürü yanlış kemikleşiyor. İçinde cinayet ve sapıklık barındıran tüm film ve diziler, bilgisayar oyunları, çocuklara verilen silah türü ve kötü ruhlu karakter oyuncakları, çocuklara bakan kalitesiz ve eğitimsiz bakıcılar bütün bunlar çocuklukta yanlış değerlerin öğrenilmesine ve pekişmesine yol açan sebepler.

(Araya konuyu dağıtmadan küçük bir not düşmek istiyorum. Ben bu tarz gerçek olayların haberlerinin basın tarafından bangır bangır 7/24 dramatize edilerek duyurulmasının, ağızdan ağıza dolaşıp tartışılmasının, cinayet ve sapıklık içeren dizilerin (CSI, Cold Case vs) bu kötü enerjiyi daha fazla yaydıklarına ve bir nevi Secret – Sır – gibi bu kötü enerjinin çoğalmasına neden olduğunu düşünüyorum. Kötü enerji tohumlarını içimize ekiyor ve bunun ceremesini biz çekiyoruz. )

Böylece etrafımız bacak kadarken televizyondaki lüzümsüz ve hatta kötü karakterlerin minyatürleri gibi davranan ufak çocuklarla ve okullar doğruyu yanlışı ayırt edemeyen, insan sevgisi olmayan, can almanın (insan veya hayvan), çalmanın çırpmanın, saygısızlığın, cinsel serbestliğin yanlış olmadığını ve hatta bunların üstün özellikler ve meziyetler olduğunu zanneden bir sürü gençlerle doluyor. Sonra bu gençlerden hayatta kalanlar polis, öğretmen, doktor gibi toplumun temel taşları olan mesleklere mensup bireyler oluyorlar ve bir sonraki nesil de bunlara kalıyor. Böyle bir kısır döngü içindeyiz.

Ekonomik çöküşün ve gelir dengelerinin bozulmasının da bu ahlaki kayma ile tavuk yumurta ilişkisi var. Toplumun geneline bakarsanız fakir daha ahlaksız zengin daha ahlaklı demek mümkün değil. Aksine ekonomik çöküşüşün sebebinin ahlaksal kayma ve bozulma olduğu apaçık ortada. Ama ekonomi bozuldukça insanlar daha fazla kötü yolu seçiyorlar. Bu da başka bir kısır döngü.

Benim çözümüm şudur. Çocuk sahibi olmak ehliyete bağlanmalı mı fikri faşist midir? Hayır. Hiç olmadı, anne baba olmak eğitime bağlı olmalıdır. Hamile mi kaldın, nasıl çocuğunu hastaneden çıkarmak için araba koltuğu olması şartı yasalaştırılmış ise en az 80 saat anne-babalık eğitimi alınması şart koşulmalıdır. Çünkü onun yetiştiremediği veya kötü yetiştirdiği çocuk, bana, sana ve bizim çocuklarımıza zarar verebilir, veriyor ve verecek.

Yurt çapında veya hatta ulusal çapta “Haydi çocuklar aşıya” veya “Baba beni okula gönder” gibi “Haydi anne ve babalar ve adayları eğitime” kampanyaları başlatılmalı. Biran evvel, hiç beklemeden. Lise ve üniversitelerde anne babalık üzerine dersler olmalı. Çocuklarına doğru-yanlışı öğretecek, kendi kendilerini kontrol edip dürtülerini doğru yönde kullanmalarını öğretme imkanı verebilecek anne baba nesli yetiştirmeliyiz. Ancak böyle yukarıda bahsettiğim kısır döngü kırılıp nesilden nesile iyileşecek bir zincir yaratılabilir.

Çocuklarımızı kırılmayacak ve bozulmayacak doğru ahlaki değerlerle doldurursak ileride karşılarına iki yol çıktığında tepesinde kötü öğretmen olsa da, yanında kötü arkadaş olsa da televizyonda ve internette kötü örnekler görmüş olsa da o kendi kendine doğru yolu seçebilmelidir.

Yoksa okullardaki eğitim sisteminin değişmesi, daha fazla dinci şekillere bağlanılması ve de ceza yasalarının yumuşatılıp sıkılaştırılması ile (bence) bu gidişatın düzelmesi mümkün değil. O vakte gelene kadar olan olmuş, ölen ölmüş oluyor zaten. Değişik ülkelere bakın. Bazısında idam var, bazısında çok caydırıcı cezalar ve hapisaneler var. Ama dünyaca yokuş aşağı gidiyoruz. Bir ülkenin eğitim sistemi ve ceza kanunu daha iyi ve hayat eskisi gibi güvenli olsa pılımı pırtımı alıp oraya taşınacağım ama yok.

Ahlak eğitimi konuda çok güzel bir kaynak Zeynep Nezahat Özeri tarafından tez olarak hazırlanıp kitap olarak basılmıs Okul Öncesi Din ve Ahlak Eğitimi kitabı. Bu bitaptan kısa bir alıntı ile yazımı noktalandırmak istiyorum.

…Yetişkindeki ahlakı gelişimin temelleri okul öncesi dönemde atılmaktadır. Bunun gözönünde bulundurarak ahlak eğitimi konusunun algılanması gerekmetedir.

Çocuk ileriki yaşlarda kültürleşme sürecinde insanlar arası ilişkilerini dengelemek için gerekli olan toplumun ahlak değerlerini (ahlak yargılarını), standartlarını ve tavırlarını ailesinden öğrenir. Bu okul öncesi dönemde, öğrenme sürecinde o kendi kendini kontrol etme yeteneğini, iç denetimini geliştirir.
…..
Çocuğun ahlaki gelişimi içerisinde çocuk başındaki eğiticileri ve onların ahlaksal buyruklarını bilinçsiz yoldan içine aktarıp ve sonradan bu buyrukları kendi içinden gelen bir ses gibi duyar. Kendileri farketsin ya da farketmesin, vicdan eğitimi konusundaki ilk yapı taşlarını anne ve baba koyar. Vicdanın çekirdeği erken çocuklukta ve aile ocağında gelişir. Vicdan eğitiminde izlenecek en doğru yol, gevşeklik kadar katılıktan da uzak, o altın değerindeki orta çizgidir. Eğiticiye düşen görev, yerinden oynatılamayacak idealerle beşeri-çocuksal yetersizlikler arasıda sabırlı ve iyi yürekli bir aracı rolünü oynamaktır.
…..
Genel eğitimin, özellikle ahlak eğitiminin ereği, insanları ahlak üzerinde kendi kendine yargılama yapabilecek duruma getirmek olmalıdır.

Çocuğun ahlak anlayışının gelişmesinde etkili olan üç unsur vardır.
1. Çocuğun, ana babasının davranışını, tutumunu ve adetlerini benimsemesi.
2. Çocuğun zekasının, ahlak ve adalet kurallarını kavrayacak kadar gelişmesi.
3. Ana babanın çocuk terbiyesi yani disipln konusundaki tutumları.

Aslında bu üç unsur birbirlerinden ayrı olarak değil, birlikte işleyerek çocuğun vicdan (iç denetim) geliştirmesine yardımcı olurlar.“

Bu kitap okul öncesi eğitimde din ve ahlak öğretimi üzerine biraz teknik bir kitap olsa da genel olarak din ve ahlakın tanımı, din eğitimi ve ahlak eğitimi konularını çok güzel ayrıştırıp, okul öncesi çocukların (0-6 yaş) gelişimine uygun olarak ne gibi bir eğitim çizgisi izlenmesi konusunda örneklerle fikir veriyor. Bence her anne babanın, her öğretmen ve öğretmen adayının okuması gereken bir kitap.

Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Ahlak“:
1 . Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre, sağtöre.
2 . Huylar.

Reference.com dan “Moral” (ahlak) tanımı:
1 . Principles or habits with respect to right or wrong conduct.
Tercümesi: Doğru ve yanlış davranışlarla ilgili kurallar ve adetler. Ben bu tanımı daha çok seviyorum. Çünkü doğru ile yanlış davranışı ayırtetmeyi vurguluyor.


Etiketler: ,
Kategoriler: Eğitim

«       |       »




"Ailede ahlak eğitimi ve çocuklarımızın geleceği" için 5 Yorum yapılmış.

  1. Neslihan says:

    Ehliyet olayı kesinlikle mantıklı.
    Ben gecen gun daha despotca bir oneri yayınlamıstım blogumda :)Bir koy olusturup, anne-baba olmaya layık olmadıgını dusundugum cocuklari oraya toplayacagım.
    Sence hangimiz daha despotuz 🙂

  2. OZGE says:

    bravo pratik anne… tek kelimeyle bravo… akademik paper tadında ir yazı olmuş; muhteşem. eline sağlık,
    Svg,
    Özge.

  3. Açalya says:

    Cok iyi bir yazi olmus bu…paylasim yazisindan sonra ustume alinmamaliyim degil mi?

  4. saniye says:

    sizi yazınızdan düşüncelerinden dolayı tebrik ediyorum aynı düşünceleri paylaşıyorum ahlaki değerlerimizi yitirdikçe çocuklarımıza da öğretmedikçe bu tür olayların ardı arkası kesilmeyecek program ve haber izlerken seçici olmayı öğrenmeliyiz ve öğretmeliyiz sevgilerimle

  5. ensar bera ve annesi says:

    sevgili pratik anne,
    aklımdan geçen birçok şey oluyor ve bunlar uçup gidiyor.mesela bunlardan biri milli eğitim bakanlığına mail atıp , lise müfredatlarına aile içi iletişim ve çocuk eğitimi derslerinin konmasını talep etmekti..bir sürü sorun ve çözüm anne olalı zihnimde dolanıp duruyor.sen ne güzel yazmışsın.derlemiş toparlamışsın teşekkur ederim bize tercüman olduğun için.gerçekten en çok ıskalanan nokta bu "ahlak".ben "önce ahlak ve maneviyat" prensibini çok önemsiyorum ve toplumdaki yozlaşmanın ancak bu şekilde önlenebileceğine inanıyorum.müsadenle de kitap önerisinde bulunmak istiyorum "çocuğumu ben yetiştiriyorum" kitap serisi.uçurtma yayınlarından..bilhassa ben,bana verilenim adlı kitaptan çok faydalanıyorum.sevgilerimle…

Bir Yorum Yazın